diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2016 Salı

BİR DİYETİSYENİN NOTU NASIL VERİLİR?

Eğer bir diyetisyen, ya da beslenme uzmanı söze "kalp ve damar sağlığınız için özellikle hayvansal kökenli yağlardan uzak durmalısınız!..." diye başlıyor ise cümlenin sonunu beklemeden oradan ayrılabilirsiniz. Çünkü son 15-20 yıldır bu tekerlemenin tamamen kulaktan dolma olduğu ve bilimsel araştırmaların tersini gösterdiği defalarca kanıtlandı. Ancak ne yazık ki onlarca uzman hala hastalarına yağsız diyetleri önermeye devam ediyorlar. Bunu yaparken de göz göre göre margarin ve şekerli besinleri üreten firmaların ekmeğine "yağ" sürüyorlar.

American Journal of Clinical Nutrition "Amerikan Klinik Beslenme Bülteni" bünyesinde yer alan bir meta analizde (araştırmaların araştırması) diyetle alınan doymuş yağlar ile koroner kalp hastalıkları, felç ve diğer kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki araştırıldı (1). MEDLINE ve EMBASE verilerini tarayarak uzmanlar 21 adet uygun çalışma ve 350 bine yakın katılımcıyı izledi. Sonuçta bahsi geçen hastalıklar ile doymuş yağlar arasında en ufak bir ilişki dahi yakalanamadı. Yaş, cinsiyet ve çalışma kalitesi göz önüne alındığında dahi bu sonucu değiştirmedi.

Ağustos 2015'te British Medical Journal (İngiliz Tıp Bülteni)'nde yayımlanan bir araştırmada ise McMaster Üniversitesi uzmanları tereyağı ve benzeri hayvansal yağlar ile ani ölüm, kalp hastalıkları, felç ve tip-2 şeker hastalığı arasındaki ilişkiyi gözlemledi (2). Uzmanlar, yine bir ilişki yakalayamayınca benzer araştırmalar arasından yaklaşık 50 tanesini bir araya getirip bir sonuç çıkartmaya çalıştı. Tereyağı ve diğer satüre yağlar hiç bir risk oluşturmaz iken, Prof. Dr. Ahmet Aydın hocamızın "sineğin bile konmadığı" diye tabir ettiği endüstriyel nebati yağlar genel ölümlerde %34, kardiyovasküler ölümlerde ise %28 risk artışına işaret ediyordu.

Bütün bu araştırmalara rağmen hala bir çok diyet uzmanı at gözlüklerini takarak sizlere hayvansal gıdalarınızı hep yağsız seçmenizi söyleyecek, yediğiniz satüre yağların miktarının günlük toplam enerjinizin %10'unu geçmemesi gerektiği masalını yutturmaya çalışacak. Siz bu masala kulak asmayın. Asıl uzak durmanız gereken şeylerin; trans yağlar, margarinler, şeker ve un türevleri ile üretilmiş paket gıdalar ve bunlara eklenen katkı malzemeleri olduğunu sakın unutmayın.

Sağlık ve sevgiyle..

KAYNAKÇA:

  1. http://ajcn.nutrition.org/content/91/3/535.full
  2. http://www.sciencedaily.com/releases/2015/08/150811215545.htm



1 Ocak 2016 Cuma

BİR İNSANIN GIDASI, BİR BAŞKASINA ZEHİRDİR!


NOT: Bu bölüm, Doğru Beslenmeyle İlgili Yanlış Bildiklerimiz kitabımdan alıntıdır:

Tıpkı tek tip egzersiz programlarının her bedene uymayacağı gibi, tek tip diyetler, tipik beslenme piramitleri ve benzeri tek örnek yaklaşımlar da her insana uymayacaktır. Anatomimiz çok benzer olsa da, hücresel seviyede insanlar geniş bir yelpazede dağılım gösterirler. Bu konuda Doktor Williams'ın yazdığı Biochemical Individuality (Biyokimyasal Bireysellik) adlı kitap (1), daha 1956'larda yazılmış olmasına rağmen zamanının çok ilerisinde bir kitaptır:


  • Doktor Williams, araştırmalarında yemek borusu çaplarının insanlar arasında 4 misline varan farklılıklarda olabileceğini gösterdi
  • Neredeyse yirmiye yakın farklı mide tipi, 6-8 misli fazla yemek alabilme kapasiteleri
  • Kalın bağırsağın dışkılama ile ilgili bölümü 7 farklı bölgede bulunabiliyordu
  • Protein sentezinden sorumlu pepsin enzimi 0-4300 ünite arasında farklılıklara sahipti
  • Tamamen sağlıklı bu bireyler arasında enzim aktiviteleri 10 ila 50 farklı hızlara sahipti
  • Aynı diyeti yapıyor olmalarına rağmen tamamen aynı metabolizma hızına sahip iki bireyden birisi diğerine göre 7 misli fazla azot kaybedebiliyordu. (NOT: Azot kaybı protein ihtiyacının ana göstergesidir)
  • Kalsiyum gereksinimleri, bireyler arasında neredeyse 5 kat farklılık gösterebiliyordu.
  • Bazı aminoasitler (Arjinin gibi) bir kısım insanda elzem değilken, bazılarında dışarıdan alınması zorunlu idi
  • Vitamin ihtiyaçları 1 ila 10 misli farklı değerlerde olabiliyordu.
Doktor Williams şu sözlerle devam etmekteydi:

"İnsanoğlunun belki de en büyük mucizelerinden birisi, yemek yeme hikmetidir. Modern bilim henüz gıdayı atomlarına ayırmadan, protein, yağ, karbonhidrat, vitamin, mineral ya da enzim denilen kavramlar keşfedilmeden yüzlerce yıl önce insanoğlu bu hikmetin önderliğinde besinleri doğru oranları ile yiyor ve hastalanmıyordu. İnsanlar sadece acıktığında yiyor ve vücutlarına yeterince besin aldıklarında doğal olarak yemeyi bırakıyorlardı. Günümüz doktor ve diyetisyenleri ne yazık ki bu hassas mekanizmayı öğrenmek ya da taktir etmek gereğini duymamaktadırlar"

Eğer obesite ve hastalıklara gerçekten çözüm bulmak istiyor isek, Doktor Williams'ın izinden gidecek  daha fazla uzmana ihtiyaç olacak. Pasta kalıbı gibi herkese aynı diyeti, aynı oranlarla, aynı pişirme ve saklama yöntemleriyle, aynı öğün aralıklarında ve zamanlarda vermekle günümüz diyetisyen ve doktorları asıl önemli meseleye bakmayı unutuyorlar. Tıpkı filozof Lucretius'un zamanında söylediği gibi:

"Bir insanın gıdası, bir başkasına zehirdir!"

KAYNAK:

1. Biochemical Individuality, Roger J. Williams, Ph.D. McGraw-Hill Education; 1st Edition, September 1998